Make your own free website on Tripod.com

Karasu'nun Web Sitesi

Karasu'nun Tarihi

ANA SAYFA
HAKKIMIZDA
Forum Sitemiz
KARASU'NUN TANITIMI
Karasu'nun Tarihi
Karasu'dan Görüntüler
Iletisim

İlçemizin Tarihçesi

Karasu Tarihi:

Bir zamanlar büyük tahribatlar yapıp, ölümlere sebep olan karahummanın adı bu kentimize isim olmuştur.

Pazar Suyu namı ile Voyvodalık olarak 1888 yılına kadar Kocaeli Livası (tugay) olarak Kastamonu Eyaletine (Müstaki idare edilen büyük şehir), daha sonra İzmit livası olarak Hüdavendigar Eyaletine bağlanır.


Karasu;nun geçmişi hakkında kesin tarih yoktur. Sakarya Nehri kıyısındaki köprü enkazından kalan büyük taşın yontma tekniğine göre, Anadolu da devletleşen ETİ ve Frikyalılar zamanında kurulduğu üzerine fikir birliği vardır.

Halk tarafından verilen bilgiler rivayete dayanıyor. O zaman Karasu, şimdiki Karasu Köyünün eski mezarlığının bulunduğu yerde imiş. Eski mezarlıkta bulunan mezar taşlarının yazı ve tarihleri ile mezarlığın büyüklüğü kuruluşunun eski olduğunu kanıtlıyor. Frikyalılar ile Bizanslılara geçtiği zaman kadar olan devre hakkında kesin bilgi yoktur.


Karasu; Osmanlı İmparatorluğu Marmama Trakya yakasında genişleme girişimlerinin başladığı 1326/1360 yılları arasında Orhangazi tarafından Bizanslılardan alındığı biliniyor. Ozaman Orhangazi Vakfına kaydı yapılan Karasu Köyü ile Kuyumculu Köyü camilerinin, halen vakfa kayıtlı olmalarından anlaşılıyor. Karasu Orhangazi zamanında İzmit Sancağına kayıtlı, Oranın idaresine bağlı bir kasaba için kasaba olacak kadar büyük olduğu hakkında rivayetler vardır. Arap harfleriyle yazılı olan bu bilgiler, bazı kişiler tarafından dokuzbin haneli, bazı kişiler tarafından da dokuzyüz haneli olarak okunmaktadır.

1610/1615 Yıllarında Evliya Çelebi buradan geçer. Meşhur Seyehatnamesinde, Karasu ile Kerpe (Kandıra civarında bir köy arasında güneş görülmeyecek şekilde gelişmiş orman, bu ormanlık içinden geçerken büyük bir mezarlığa rastlandığını yazar. Bahsedilen dışbudak ağaçlarının arasındaki büyük mezarlık Karasu Mezarlığıdır. Halen aynı görüntü mevcuttur. Rivayetlerle Çelebinin ifadesi birbirlerini tamamlıyor. Karasunun büyük kasaba olduğu hakkında şüphe kalmıyor.


Karasunun eski mezarlığı oldukça büyüktür. Evliya Çelebinin dediği gibi, büyüklüğü yanında eskiliğini belirten mezar taşlarında ki yazı ve işlemeler, Osmanlılardan önce yaşayanların sanat örneklerinden resim ve yazılar bulunmaktadır. Mezar taşlarının yazı ve resimleri, Sakarya Köprüsü enkazından kalan büyük taşın yontma tekniğine göre Karasunun tarihinin çok eski olduğu kabul edilmektedir.

Karasunun geçmişi hakkındaki rivayetler üç grupta toplanmaktadır. Bunlar;

1) Karasu yazlık ve kışlık olmak üzere iki yerde oturmaktadır. Halk, geçimini sağlamak üzere bu iki yerde bulunmak zorunda

Eskiden Karasu; yazlık ve kışlık olmak üzere iki yerde oturmaktadır. Küçükboğaz Gölünün kıyısında, bugünki Cennet Mahallesinin bulunduğu yerde, balıkçılık yapıp geçimlerini temin etmek üzere kış aylarında oturmaktadırlar. Bugünkü Karasu Köyünün bulunduğu yerde, topraklar verimli ve her türlü zirai çalışmalara müsait olduğundan, tarım çalışmaları yapmak üzere de yaz aylarında burada konaklamaktadırlar. Geçimleri yönünden iki yeri de terk edemediklerinden gidişli gelişli yaşamlarını sürdürmüşleridir.

2) Salgın hastalıklardan kurtulmak için halkın yerini değiştirmek üzere göç etmesi

Kışlık olarak konaklama yeri olan Küçükboğaz Gölünün bulunduğu kısım, bataklık olduğundan, sivrisinek ve diğer mikroplar çok rahatlıkla üremektedir. Sivrisinek ve mikroplar üredikçe, halk arasında sıtma ve kolera hastalığı şiddetli tahribatlar ve ölümleri arttırır. Halk ölülerini defnedemeyecek kadar yorgun ve aciz kalır. Bundan sonra da yazlık Karasuya taşınırlar.

3) Beddua sonunda olan kuraklık ve kıtlık nedeniyle halkın bulunduğu yerden göç etmesi

Karasuya yolcu olarak yaşlı bir insan uğrar. Topluluğa doğru yaklaşıp selam verdikten sonra yiyecek ister. Orada bulunanlar kulak vermezler. İhtiyar aç olduğunu belirterek, tekrar yiyecek ister. Orada bulunanlar ihtiyarla alay ederler. İhtiyar yalvarır. Aralarından birisi ihtiyarın kişiliğine hakaret eder. İhtiyar alay edene sinirli bakınca, o kişi silahına sarılır. İhtiyar bunlardan yardım göremeyeceğini anlayınca, “Allah belanızı versin, Allah sizi sevdiklerinizden ayrı koysun, yokluk çekmekten kurtulmayın” der. Göle doğru yürür.


Silahını çeken kişi ihtiyarı göremez. Aradıkları zaman ihtiyarın göl üzerinde, suları yararak yürüdüğünü, ormana doğru ilerlediğini görürler.

Bu olaydan çok geçmeden, kasaba da sıtma salgını başlar. Sıtmanın peşinden kolera salgını başlar, hastalık ve ölüm artar. Öyle artış olur ki, yaptıkları ilaçlar tesir etmez. Halk güçsüz kalıp yazlık Karasuya taşınır.

Yazlık Karasuda yaşam sürerken, Karasu Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılıp, saraya bağlı tımar olarak idare edilir. Tımar sahipleri belli bir ücret karşılığında tımarı satın aldıklarından, bu ücreti vergi olarak salma yapıp toplamak mecburiyetinde olduklarından, devamlı aşar olarak vergi toplamışlar. Halk rahatlıkla her yıl vergisini ödemiş. Mahsül iyi oldukça, aşar vermek halka zor gelmemiş.

Zamanla büyük bir kıtlık olmuş, kıtlık nedeniyle halk yiyeceğini temin edememiş, tımar sahibi yine aşar vergisini toplamaya başlamış. Halkın veremeyeceğini bildirmesine kulak vermeden kararını yürütmeye çalışır. Halk gelecek yıl iki yıllığı birden vermeyi taahhüt eder. Tımar sahibi dinlemez. Tımar sahibinin bu katı tutumu karşısında halk isyan edip, isyan sırasında tımar sahibini öldürür. Ölen tımar sahibini defnedip mezarının başına bir çam ağacı dikerler. Zamanla çam ağacı büyür. Dallarını budayıp bir defa uzatırlar. Uzayan dala mısır zamanı mısır asıp, sağlığında yemedin, mezarında yede doy derlermiş.


Bu görevlinin ölümünden sonra, Karasu için gönüllü tımar sahibi çıkmamış. Saray uzun zaman buraya kimin gönderileceğini düşünmüş. Sonunda iyi silahşör olan Naci Abdi Beyin görevlendirilmesine karar vermiş.

Naci Abdi Bey, kendisinden önceki tımar sahibi hakkında etraflıca bilgi toplamış, halkın arasına girip, sohbetler yaparak, yöreyi incelemiş. Halkın yaşadığı yazlık Karasunun suyunun ve havasının iyi olmadığını ileri sürerek, iyi bir yerleşme yeri aramış, sonunda bugünkü Karasunun bulunduğu yeri beğenip taşınmış. Halk. Hacı Abdi Beyin korkudan Karasuyu terk ettiğini anlamada gecikmemiş.

Yerleşmeyi tamamladıktan sonra çevre tımar sahiplerini tanıyıp, kendini tanıtma imkanlarını araştırmaya başlamış. Adapazarı tımarını elinde tutan Karaosmanla birlik yaparak Bolu, Düzce tımar sahipleriyle, harpler yapıp zaferler kazanmış. Hacı Abdi Bey zafer kazandıkça, halk arasında itibarı artmış. Bu zaferlerden sonra Hacı Abdi Bey takdir edilip, yanında toplanmışlardır. Yazlık Karasudan şimdiki Karasuya göç başlamış, yazlık Karasuda çok az kişi kalmış. Gelenler Karasunun merkez mahallesi olan İncilli yi geliştirmişlerdir. İncilli Mahallesi halen gelişmesini sürdürmektedir.


Bugün ilçe merkezi olan Karasunun kurucusu Hacı Abdi Beydir. Yanan karakol binasının enkazının temizliği sırasında Hacı Abdi Beyin aile efradına ait olan hamam kalıntıları çıkartılmış. Merkez Camii yanında olan mezarlığı ve bu taşlar belediye tarafından merkez mezarlığına taşınmıştır.

Karasunun ilk kuruluşta kuzeyden güneye doğru olan meyilli tepeler tercih edilmiş. Sonradan güneyden kuzeye doğu batı istikametinde olan yayılma verimli toprakların mesken olarak kullanılmasına sebep olmuş.

Karasunun dağınık olarak yayılması, çeşitli isimler altında altı mahallenin meydana gelmesine sebep olmuştur.

Gerçek Karasu  Web Sitesi